Radikal İslam-Din

Sözlükte ve Istılahta Din

Din kelimesi, benimsemek, ikrar etmek manasına gelen “deyene” fiilinin mastarıdır. Sözlükte müşterek ve zıt anlam yapısına sahip olan bu kelimenin anlamı birkaç başlık altında incelenebilir:

Din sözlükte, ceza, mükafaat, karşılık vermek , hesaba çekmek anlamında kullanılmaktadır .

Boyun eğmek , itaat kahr-zillet, hükmetmek, hüküm, hakimiyet anlamlarına gelmektedir Allah’ın sıfatlarından biri olan ed-Deyyan kelimesi bu kökten gelir ve hükmeden anlamında kullanılır.

Borçlu olmak, borç almak anlamına gelir.Din kelimesinin kökü olan deyene kelimesi borçlu olmak anlamına gelen bir kelimedir. Araplar , borçlu olan kimse için dain, borcu çok olan kimse için de racülün medinün ifadesini kullanırlar. Ayrıca birisi borç verdiği zaman da edane fiilini kullanırlar.

Din kelimesi huy, âdet, alışılmış, alışkanlık haline gelmiş bir davranışı ifade etmek için kullanılmaktadır. Ma zâle zalike dînî ifade kalıbını Araplar bir davranışın alışkanlık halini alması veya kişinin bir davranışı huy edinmesini anlatmak için kullanırlar.

Dolayısıyla sözlük anlamıyla din kavramının daha çok ceza, mükâfat, boyun eğme, hâkimiyet, itaat etme; huy, âdet gibi çeşitli anlam yelpazelerini içinde barındıran, çok anlamlı bir kelime olduğu söylenebilir.

Istılahta ise din kavramı:
“Allah tarafından vahiy yoluyla ve peygamberleri aracılığıyla va’z edilen ve saliklerini dünya ve ahirette saadet ve kurtuluşa götüren itikat ve amellerden mürekkep bir müessese”,

“Bağlılarını bu dünyada ve öteki dünyada mutlu etmek için Tanrıca saptanan kuralları kapsayan kurum, “İnsanın, kaderini bağlı gördüğü üstün bir güç veya ilkeye inancı, bu inancın sonucu olan bir yaşama kuralı yaratabilecek zihni ve ahlaki tutum” olarak tarif edilir.

Kur’an’da Din

Kur’an-ı Kerim’de din kelimesi türevleriyle birlikte yüz yerde geçmektedir. Bu kelimenin Kur’an’daki kullanım alanları birkaç başlık altında toplanabilir:

Yaklaşık on beş kadar ayette din kelimesi “yevmü’d-dîn” şeklinde izafetle kullanılmış olup “ahiret hayatının başlangıç safhasında, kişinin yargılanarak dünyadaki iyiliklerinin ve kötülüklerinin karşılığını görmesi” anlamında kullanılmıştır: ( 97; Fatiha 1/4; Hicr 15/35; Şuara 26/82;Saffat 37/20;Sad 38/78;Zariat 51/6; Vâkıa 56/56;Meâriç 70/26;Müddesir 74/46;İnfitar 82/15,17;Mutaffıfin 83/11…).

Kişilerin bu dünyada işlemiş oldukları amellerin menfi veya müsbet olarak ahirette değerlendirileceğini, dolayısıyla karşılığının verileceğinden bahseder.
“Karşılık gününün sahibidir.(Fatiha 1/4)
“Karşılık günü” diye tercüme edilen “Yevmiddin” ifadesindeki “Din” kelimesinin mânâsı “amellerin karşılığını verme” demektir. Şu âyet-i kerimelerde geçen “Din” kelimesi de bu anlamdadır.

“Hayır, hayır doğrusu siz, karşılık gününü yalanlıyorsunuz.” (İnfitar 82/11)

Yani, amellerin müspet ya da menfi karşılığının verileceği günü yalanlıyorsunuz.
“Siz dirilip yaptıklarınıza karşılık görmeyecekseniz ve eğer bu sözünüzde samimi iseniz, o çıkmak üzere olan canı geri çevirsenize!” (Vakıa 56/86-87)

Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Mes’ud, Katade ve İbn-i Cüreyc de buradaki “Din” kelimesinden maksadın, “Cezalandırma ve hesaba çekme” olduğunu söylemişlerdir. Abdullah b. Abbas’ın şöyle dediği rivayet edilmiştir. “Yevmiddin” demek, “Yaratıkların hesaba çekildiği gün” demektir ki o da “Kıyamet günüdür.”

Din kelimesi Kur’an’da cins isim olarak kullanılmıştır. Kur’an çerçevesinde tek bir dinden bahsetmek güçtür. Başka inançları bağlılıkları, taabbudi uygulamaları vurgulamak için din kelimesi kullanılmıştır yani Kur’anî anlamda dinler vardır .

“Sizin dininiz size benim dinim dinim bana.” (Kâfirûn 109/6)
“Puta tapanlar hoşlanmasa da, dinini bütün dinlerden üstün kılmak üzere, Peygamberini doğru yol ve hak dinle gönderen Allah’tır.” (Tevbe 9/33)

Bu ayetlerde gerçek dinle batıl dinler arasında ayrım yapılarak diğer inançların ve ritüellerin de din kelimesiyle ifade edildiği görülmektedir. Mealleri verilen ayetlerde putperest bir toplumun inanç ve değerlerinin de Kur’an’da din adı altında ifade edildiği aşikârdır. Putperest bir ortamda Kur’an’ın sıkça ifade ettiği “dini Allah’a has kılma-muhlisîne lehü’d-din” ifadesi ise dinin sadece itaat, boyun eğme, taabbüd boyutunu vurgulamaz . Bunları bünyesine almakla beraber dini yaşantı ibadet itaat durumları da müşriklerin yaptığı gibi Allah’a şirk koşarak ibadet ve taatte bulunmayın demektir.

Yine Kur’an’da hüküm anlamına gelebilecek din kelimesi Yusuf Kıssasında “fi dini’l-melik” ifadesiyle geçmektedir:

“…Allah dilemeseydi o, kralın dinine göre kardeşini yanında alıkoyamazdı.” (Yusuf 12/76)

Bu ayet Yusuf Peygamberin kardeşini Bünyamin’i nasıl yanında alıkoyduğunu anlatır. Taberi buradaki din kelimesini yetki, hüküm anlamında yorumlar ve Mücahid’den gelen bir rivayeti aktarır.

Elmalılı M. Hamdi Yazır da bunu Mısır’da yürürlükte olan “şeriat ve ceza kanunu şeklinde yorumlamaktadır.

Bunun yanı sıra Kur’an gerçek saf ve bozulmamış dini “Dinullah (Nasr 110/2; Âl-i İmran 3/83; Nur 24/2),Dînü’l-Hak (Fetih 48/28, Saf 61/9; Nur 24/25), Dînu’l Kayyime (Tevbe 9/36; Yusuf 12/40; Rum 30/30,43; Tin 95/5;En’am 6/61) gibi kavramlarla vurgular.

Sonuç olarak; Kur’an’da din kelimesinin, biri ahiret ile ilgili, diğeri bu dünya ile ilgili olmak üzere başlıca iki kullanımı olduğu söylenebilir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: