Radikal İslam-İslam da Harb

İslam’ın Lügat ve Istılah Anlamı

İslam kelimesi, temel anlamı sıhhat ve âfiyet, görünen ve görünmeyen kötülüklerden, ayıp ve kusurdan, eziyet ve sıkıntıdan uzak olmak, emniyette olmak olan “selime” fiilinden hemze ile geçişli yapılan ve meşgul olduğu işi bırakmak, birini veya bir topluluğu yenmek, barış yapmak, teslim olmak, Müslüman olmak, birini bir işle görevlendirmek manasına gelen “esleme” fiilinin mastarıdır.

İslam kelimesi, boyun eğme, itaat etme, Allah’ın emrine teslim olmak anlamında kullanılır.

Izutsu İslam kelimesi için şöyle demiştir:

“ İslam kelime anlamı olarak boyu eğme ya da kişinin kendi varlığını, nefsini tümüyle bir başkasının iradesine teslim anlamındadır ve bunun fiil sıfat şekli durumundaki Müslim de teslim olmuş kişi demektir.”

Bu kelimeden türeyen başka bir kelime silm’dir. Silm barış anlamındadır ve harb kelimesinin zıddıdır.

Yine bu kelimeden türetilen selam kelimesi ise güven ve esenlik içinde olma, gizli ve açık tehlikelerden uzak ve esenlik içinde olma, barış içinde olma anlamındadır .

İslam kelimesi ise ıstılah olarak genelde; Hz. Muhammed’in yaydığı din ve bu dinden olanlar şekline tarifi yapılmıştır .

Kur’an’ da İslam

Kur’an’da selime fiilinin türevleri yaklaşık olarak yüz elli yerde geçmektedir.
İslam kelimesi ise sekiz yerde geçmektedir.Bu fiilin türevleri Kur’an’da genel olarak şu anlamlarda kullanılmıştır:

Teslim olmak, boyun eğmek, itaat etmek, ihlaslı olmak, özünü Allah’a vermek, barışa gitmek, tevhid üzere bulunmak, şirkten uzak olmak, çekişmeyi bırakmak, savaşı terk etmek, gönülden Allah’a tevekkül etmek, işleri Allah’a havale etmek.

Bu genel kabul dışında bu kelimenin kapsadığı anlam açısından Kur’an’da birbiriyle iç içe olan biri fiil biri isim olan iki tür kullanım söz konusudur. Fiil olarak esleme vezni “gönülden inanmak, fiillerle bunu yerine getirmek ve Allah’ın bütün tasarruflarına teslim olmak anlamına gelip Kur’an’da bu anlamda yer almaktadır (Bakara 2/112, 131; Âl-i İmran 3/20, 204; Nisa 4/125; En’am 6/14, 71; Hac 22/34; Neml 27/44; Lokman 31/22; Zümer 39/54; Mü’min 40/66).

Bu âyetler arasından bazılarında (Bakara 2/112; Nisa 4/125; Âl-i İmran 3/20; Lokman 31/22) “esleme vechu lillahi” şeklinde bir kullanım vardır.

“Hayır, öyle değil; iyilik yaparak kendini Allah’a veren kimsenin (esleme vechu lillahi) ecri Rabbi’nin katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.” (Bakara 2/112)

Başka bir âyette de Hz. İbrahim’le ilgili olarak:
“Rabbi ona: Teslim ol (Eslim) buyurduğunda o, Âlemlerin Rabbine teslim oldum (Eslemtü) demişti.” (Bakara 2/131).

Bu iki âyetten de anlaşılan o ki burada yaratıcının kuluna önerisi ve kulun da kendi iradesiyle bunu kabulü dile getirilmektedir .

Ayrıca esleme fiilinin geçtiği âyetlerle ilgili olarak, bu fiil genellikle İslam dinine girmek, Müslüman olmak şeklinde anlaşılmış ve öyle tercüme .
Aynı durum Hucurat sûresi 14. âyet için de söz konusudur:

Bedeviler: İnandık dediler, de ki: İnanmadınız ama teslim olduk (Eslemna) deyin; inanç henüz gönüllerinize yerleşmedi; eğer Allah’a ve Peygamberine itaat ederseniz, işlediklerinizden bir şey eksilmez; doğrusu Allah, bağışlar, merhamet eder.” (Hucurat 49/14)

Müfessirler bu âyette geçen “eslamna” kelimesi ile ilgili olarak yapılan yorumlarda eslemna fiilinin mef’ûlu ile ilgili olarak yani teslimiyetin Allah’a mı yoksa müslümanlara mı olacağına dair iki farklı görüş ifade edilmektedir.
Taberî buradaki teslim oluşu İslam toplumuna katılma olarak; Said bin Cübeyr ve Mücâhid de bu fiili öldürülme ve esir edilme korkusundan Müslümanlara teslim olma şeklinde yorumlamaktadırlar .

Yine bu âyetin yorumu ile ilgili olarak iman ve islamın aynı mı yoksa ayrı mı olduğu tartışması yapılmıştır .Esleme fiilinin kapsadığı anlam açısından Kur’an’ da birbiriyle iç içe olan biri fiil biri isim olan iki tür kullanımının söz konusu olduğunu söylemiştik.
İlki fiil olarak kullanımı idi, ikincisi de mastar-isim şeklinde kullanımıdır ki bu şekliyle Kur’an’da sekiz yerde geçmektedir (Âl-i İmran 3/19, 85; Maide 5/3; En’am 6/125; Zümer 39/22; Saf 61/7; Hucurat 49/17; Tevbe 9/74).

Müfessirler arasındaki genel kabul bu kullanımların müesses bir nizam olan İslam için yani din anlamında . Din ise sözlükte; boyun eğme, itaat etme, hakkını almak, ödünç almak, borç yapmak, zorlamak, hesaba
çekmek, ceza ve mükafat vermek anlamlarına gelmektedir .

Kur’an’da ise din kelimesi dört anlamda kullanılmaktadır: Boyun eğme (Âl-i İmran 3/83; Beyyine, 98/5); gelenek, örf, âdet, yol (Kâfirûn 109/6); ceza, karşılık (Zâriyat 51/25); hak din veya din edinme (Âl-i İmran 3/85)…gibi..

Muhammed Esed diğer müfessirlerin aksine olarak şöyle bir anlayış getirmektedir:
“…Bu çalışmada müslim ve islam terimlerini orijinal anlamlarına uygun olarak, yani Allah’a teslim olan veya olmuş kimse ve insanın Allah’a teslimiyeti şeklinde çevirdim. Aynı şey esleme fiilinin Kur’an’da kullanılan bütün biçimleri için de geçerlidir. Unutulmamalıdır ki, bu terimlerin ‘kurumsallaşmış’ kullanımı yani Peygamber Muhammed (SAV)’in izleyicileri için kullanılması, kesinlikle Kur’an sonrası bir gelişmeyi yansıtmaktadır ve bu nedenle de bir Kur’an çevirisinde yer almamalıdır.”

Ayrıca Kur’an’da kullanılan islam kelimesi üzerinde kişisel bir akt mı yoksa müesses bir nizam mı olduğu şeklinde de tartışmalar vardır .Selime kökünden türeyen başka bir kelime de silm ve selem’dir. Bunlar Kur’an’da barış anlamında kullanılmıştır (Bakara 2/208; Nisa 4/90,91).

Yine selime kelimesinden türeyen başka bir kelime de selam ve selamettir. Bunlar da sözlük anlamlarında değindiğimiz gibi yine barış, huzur ve sükun içinde olma, gizli ve açık tehlikelerden uzak ve esenlik içinde olmak demektir. Ancak Kur’an’da kullanıldığı yerler genelde siyasî içerikte uzaktır. Daha çok dünyada sükûnet, ahirette esenlik anlamında kullanılır .

Harb’in Lügat ve Istılah Anlamı

Harb kelimesi sinirlenmek, kızmak, kavga etmek, dövüşmek, savaşmak anlamına gelen haribe fiilinin mastarıdır. Savaş, kavga, dövüş anlamına gelmektedir.

Istılah olarak ise harb; iki veya daha çok devletin, aralarındaki diplomatik ilişkileri keserek orduları vasıtasıyla çarpışmasıdır (Larousse, tsz: VIII, 430).

Kur’an’da Harb

Harb kelimesi Kur’an’da, altı yerde geçmektedir ( Tevbe 9/107; Maide 5/33, 64; Bakara 2/279; Enfal 8/57; Muhammed 47/4) ve yine Kur’an’da savaş anlamında kullanılan diğer bir kelime olan kıtal ile aynı anlamda kullanılmıştır.

Bu izahlardan sonra anlaşılıyor ki dünyanın dâru’l-islam ve dâru’l-harb şeklinde taksimi Kur’an ve Hadis’le yapılmış değildir. Daha önce de belirtildiği gibi olaylar ve siyasî şartlar karşısında bu taksimi fukaha yapmıştır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: