Radikal İslam-Ümmet

Ümmet’in Lügat ve Istılah Manası

Ümmet kelimesi Arapça’da e-m-m kökünden türemiş bir isimdir. Ancak bazı dilciler bu kelimenin e-m-m kökünden türeyen ve ümmet kelimesi ile aralarında anlam yakınlığı bulunan ümm, ümmî ve imam kelimelerinden türetildiğini söylemektedirler.
Sözlükte, emm kökü bir şeye yönelmek, kastetmek, niyet etmek, bir şeyi hedef almak, bir topluluğun önünde olmak, bir şeyi sevk ve idare etmek, ana olmak anlamındadır.

Ümmetin kendisinden türetildiği söylenen ümm ise sözlükte, asıl, kök, kaynak, ana, çocuğun kendisinden doğduğu kadın anlamlarına gelir. Bu anlamlardan yola çıkılarak bir şeyin vücut bulmasına, terbiyesine, ıslahına veya başlangıcına asıllık eden her şeye ümm denilmiştir. Bu manada Hz. Havva’ya insanlığın ilk meydana gelişine vasıta olan kaynak olduğu için ümmünâ denmesi de bundandır.

Ümm kelimesinin Arap dilindeki temel anlamı, “etrafındakilerin kendisine bağlı bulunduğu merkez ve arkadan gelenlerin kendisine katıldığı herhangi bir şey” veya herhangi bir şey etrafında toplanan topluluktur.

Görüldüğü üzere ümmet kelimesinin dayandırıldığı emm ve ümm kelimelerinin her ikisi de toplanma ve aynı cinsten bir şey etrafında buluşmayı anlatmaktadır.
Ümm’ün anlamında bir asıl merkez ve bir de ona tâbî olanlar olduğu gibi, bir de önder ve arkasından gidenler vardır. Emm kelimesinin anlamında ise hedef ve gaye, merkezi bir konumda yer almaktadır.Aynı şekilde ümmetin kendisinden türetildiği söylenen kelimelerden olan ümmî ise annesinden doğduğu gibi kalarak yaratılışındaki tabiatı, safiyet ve fıtratı hiç değişmemiş kimse manasındadır . İmam kelimesinin temelinde ise ister hak ister bâtıl yolda olsun insanların kendisine yönelip uydukları ve yolundan gittikleri kimse, yani önder, rehber, lider gibi anlamlar yer almaktadır .

Ümmet kelimesi kelime olarak sözlükte; topluluk, toplum, millet; halk, taife, cemaat, insanlardan oluşan sınıf, peygamber gönderilen toplum, bir peygambere nispet edilen kavim, ister inansın ister inanmasın kendilerine peygamber gönderilmiş topluluk, bir peygambere inanıp onun etrafında toplanan insanlar, bir amaç etrafında toplanan grup, bir dinin mensupları, belli bir zaman diliminde yaşayan insan topluluğu, insanlardan her bir nesil, kuşak, her canlı türü, iyiliği öğreten nefsinde iyi hasletleri toplamış kişi, kendisine uyulan rehber, imam, benzeri olmayan kişi, taat, bir din üzere olup diğer dinlere muhalefet eden kimse, yol, yolun geniş kısmı, âdet, yüzün dolgun kısmı, insanın boyu, kişinin kavmi, kıyamet, nimet, mülk, anne gibi anlamlara gelmektedir.

Terim olarak ise ümmet, Bir peygambere inanıp onun yolunu seçen kimselerin tümüdür. Aynı inanca bağlananlardan kurulu topluluktur.

Ümmet, belli bir düşünce veya aynı zaman ve mekan gibi faktörlerin bir araya getirdiği insan topluluğunu ifade eder.

Kur’an’da Ümmet

Kur’an-ı Kerim’de ümmet kelimesi elli bir tanesi tekil, on üç tanesi çoğul olmak üzere toplam altmış dört yerde geçmektedir. Tekil olanlarda kırk yedi tanesi ümmet şeklinde, iki tanesi ümmetüküm şeklinde geçerken çoğul olanlardan on bir tanesi ümemun şeklinde, iki tanesi ise ümemen şeklinde geçmektedir .

Daha önce ifade edildiği üzere ümmetin kök anlamında, bir amaç etrafında toplanma, bir hedefe doğru yönelme, bir önder ve o önderin arkasından gitme, merkezde bulunan bir şeye mensubiyet anlamları bulunmaktadır. İnsanların bir arada toplanmasını gerektiren durumlar da zaman, mekan, ırk, din, dil, gelenek vb. hususlardır. Diğer bir ifade ile genel olarak ümmetin birisi topluluk diğeri de onları bir araya getiren şey olmak üzere iki öğesi bulunmaktadır.

Kur’an’da da ümmet bu iki öğeyi bünyesinde toplayacak bir anlamda kullanılmaktadır. Ümmetin az ya da çok topluluk ifade eden anlamlarının dışındaki kullanımı ise oldukça azdır.

Kur’an’da geçen ümmet kelimesi büyük küçük, az ya da çok her çeşit insan topluluğunu ifade için kullanılmıştır. Bu topluluklar dört kategoride incelenebilir.
Birincisi ümmet kelimesinin, toplum içinde bir grup veya cemaat şeklinde kullanıldığı âyetlerde ümmet küçük bir topluluk anlamındadır.

“Sizden, iyiye çağıran, doğruluğu emreden ve fenalıktan meneden bir ümmet olsun. İşte başarıya erişenler yalnız onlardır.” (Âl-i İmran 3/104) mealindeki âyette geçen ümmet, toplum içinde bir grup ve cemaat anlamındadır.

“Hepsi bir değildir; ehl-i kitap içinde istikamet sahibi bir ümmet vardır ki, gece saatlerinde secdeye kapanarak Allah’ın âyetlerini okurlar.” (Âl_i İmran 3/104)

meâlindeki âyette geçen ümmetun kaimetun ifadesi Dosdoğru hakşinas, adil, Allah’ın emrini yerine getiren topluluk anlamındadır.

“Eğer onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden kendilerine indirileni dosdoğru uygulasalardı, her yönden nimete ermiş olurlardı. İçlerinde orta yolu tutan (mutedil) bir zümre vardı, çoğunun yaptıkları ne kötüdür” (Maide 5/66)

Bu âyette geçen ümmet kelimesi muktesidetun ifadesi ile farklı bir nitelik kazanmıştır. Ne yapacağını bilen, ifrat ve tefritten sakınarak ölçülü davranan işlerinde adalet üzere hareket eden topluluk anlamındadır (Bkz., A’raf 7/159, 160, 164, 168, 181; Kasas 28/33).

İkinci olarak ümmet kelimesinin Kurân’da zaman zaman topluluk anlamında kullanılmıştır.

“Bir ümmetin diğer ümmetten daha çok olmasından ötürü, aranızdaki yeminleri bozarak, ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra bozan kadın gibi olmayın. Allah onunla sizi dener. And olsun ki, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size kıyamet günü açıklar.” (Nahl 16/92) meâlindeki âyette iki ayrı topluluktan bahsedilmektedir (Diğer âyetler için bkz., Enbiya 21/92; Mü’minun 23/52; Bakara 2/134, 141).

“Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer toplulukturlar. Kitap’da Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık; onlar sonra Rablerine toplanacaklardır.” (En’am 6/38) meâlindeki âyette de çoğul olarak geçen ümem kelimesi canlı hayvan cins ve topluluklarını ifade etmek için kullanılmıştır.

Üçüncü olarak ümmet kelimesi aşağıda mealleri verilecek olan âyetlerde toplum ve millet anlamında kullanılmıştır.

“Her ümmet için, Allah’ın kendilerine rızk olarak verdiği kurbanlık hayvanların üzerlerine O’nun adını anarak kurban kesmeyi meşru kıldık. Sizin Tanrınız tek bir Tanrı’dır, O’na teslim olun. Allah anıldığı zaman kalbleri titreyen, başlarına gelene sabreden, namaz kılan, kendilerine verdiğimiz rızıktan sarfeden ve Allah’a gönül vermiş olan kimselere müjdele.” (Hac 22/34)

“Biz, her ümmete, uygulamakta oldukları bir ibadet tarzı gösterdik. Öyle ise onlar (ehl-i kitap) bu işte seninle çekişmesinler. Sen, Rabbine davet et. Zira sen, hakikaten dosdoğru bir yoldasın.” (Hac 22/67)

Ayrıca Kur’an’da her ümmetin bir eceli olduğundan (A’raf 7/34; Yunus 10/49; Hicr 15/5, mü’minun 23/43), ümmetlere peygamberler gönderildiğinden (En’am 6/42; Yunus 10/47; Ra’d 13730; Nahl 16/63; Fatır 35/24) bahsedilmektedir.

Dördüncü olarak ümmet kelimesinin Kur’an’da bazı âyetlerde belli bir zaman aralığını ifade eden müddet anlamında kullanıldığı anlaşılmaktadır.

“And olsun ki, onların azabını sayılı bir süreye kadar (ila ümmetin ma’dudetin) ertelesek, Onu alıkoyan nedir? derler. Bilin ki, onlara azab geldiği gün, artık geri çevrilmez; alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.” (Hûd 11/48)

“Hapisteki iki kişiden kurtulmuş olanı, bir müddet sonra (ba’de ümmetin) Yusuf’u hatırladı ve: Ben size bunu yorumlayacağım, hele beni gönderin dedi.” (Yusuf 12/45)
Bu âyetlerde yer alan ümmet belli bir süre ya da uzunca bir zaman aralığı anlamında kullanılmıştır.

Ümmet kelimesi Kur’an’da belli vasıfları olan insan topluluklarını ifade ettiği gibi insan dışında ortak özelliklere sahip bazı canlı topluluklar için de kullanılmıştır.
“Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer toplulukturlar. Kitap’da Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık; onlar sonra Rablerine toplanacaklardır.” (En’am 6/38) meâlindeki âyette de çoğul olarak geçen ümem kelimesi canlı hayvan cins ve topluluklarını ifade etmek için kullanılmaktadır.

A’raf 7/38; Fussilet 41/25; Ahkaf 46/18’de de ümmet kelimesi canlı varlıklar topluluğu arasından özellikle insan ve cin topluluğunu ifade etmek için kullanılmıştır.

Kur’an’da sadece bir âyette ümmet kelimesi tek bir şahsa atfen kullanılmıştır:
“ İbrahim hanif olarak Allah’a yönelen bir ümmetti. Müşriklerden değildi” (Nahl 16/120).

Müfessirler bu âyette geçen ümmet kelimesine genellikle her türlü iyiliği şahsında toplayan insan (Zemahşeri, 1902: II, 170), hayır öğreten kişi, önder, lider, kendi dışındaki dinlere muhalefet eden , gibi anlamlar vermişlerdir.

Kur’an’da ümmet kelimesinin bazen de din anlamında kullanıldığı ifade edilmektedir.
“Hayır, doğrusu biz babalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk, biz de onların izlerinden gitmekteyiz derler” (Zuhruf 43/22)

Senden önce, herhangi bir şehre gönderdiğimiz uyarıcıya, şımarık varlıklıları sadece: «Doğrusu babalarımızı bir ümmet üzerinde bulduk, biz de onların izlerini izlemekteyiz» dediler. (Zuhruf 43/23)

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: