Radikal islam

-Bu yazı dizisi Tuğba Cansever’ e ait Yüksek Lisan Tezi’nden kısaltılarak alınmıştır-

İslam dini farklı tarihsel koşullar altında, farklı özneler tarafından, birbirinden bazen kısmen bazen de tamamen farklı şekillerde anlaşılmış, uygulanmaya çalışılmış bireysel ya da kolektif hareket için yol gösterici ve hedef belirleyici işlevlere sahip olan bir dindir.

 

Bu dinin dayandığı temel kaynaklar lafzî /literal olarak değişmemiş fakat zaman içinde kaynakların yorumu değişmiştir. Çünkü bu kaynakları yorumlayanlar ve yorumun içerisinde meydana geldiği koşullar değişmektedir. Tarihsel ve toplumsal olarak koşullanmış ya da belirlenmiş olan, insanın içinde yer aldığı verili ortama ve toplumsal konumuna bağlı olarak algılama ve kavrayış biçimleri de değişmektedir; dolayısı ile dinin anlaşılma biçimi de değişmektedir.
Tarihsel süreçte insanın içinde yer aldığı toplumsal konuma bağlı olarak Müslümanlar da sosyal açıdan farklılaşmıştır. Bu farklılaşmaya bağlı olarak siyasal uygulamalar da çoğalıp karmaşıklaşmıştır. İslam dininin farklı anlaşılma biçimlerine bağlı olarak Kur’an’ın mesajının siyasal ve toplumsal ifadesinin ne olması gerektiği konusunda geniş bir literatür ortaya çıkmıştır.

 

Biz bu bağlamda, öncelikle İslamcılık kavramı hakkında bilgi vermeyi uygun bulduk.İslamcılık, dünyadaki bütün müslümanları İslam birliği altında toplama fikri ve bu amaçla ortaya konan her türlü çabadır .
İslamcılık XIX. yüzyılda İslam dininin ideoloji formu içinde yeniden sistemleştirilmesiyle ortaya çıkmıştır . Bu bakımdan İslam bir dinin adı iken İslamcılık onun ideolojileşmiş  bir formudur.

 

İslamcılığı fikir halinden eylem durumuna geçiren II. Abdülhamit olmuştur. İslamcıların, siyasi ideolojileri ve bu ideolojilerinin yön verdiği İslamcı hareket ile ilgili birçok çalışma vardır. Ekseriyetle Batılı düşünürlerin eserlerinden oluşan bu çalışmalar, İslamcılığı tarif etme ve onun sosyal yapısını oluşturan şahısları veya üyeleri tanımlamak için kullanılan çok sayıda kavramı içermektedir. İslamcılar üst başlığı altında kullanılan kavramlardan bazıları şu şekildedir:
Siyasal İslam Devrimci Halk İslamı, Tabanın İslamı veya Çoğunluğun İslamı gibi.. Sayıları daha da arttırılabilecek bu kavramlara birkaç örnek daha vermek gerekirse İslami Uyanış, İslami Diriliş, Halkçı Dini Uyanış, Dini Aşırılık, İslami Köktencilik sayılabilir.

 

Bu kavramlardan özellikle fundamentalizm yani köktencilik kavramı etrafında literatürde çok yönlü ve çeşitli tartışmalar vardır. Konuyu inceleyen yazarların birbirinden farklı tanımlamalarına ve açıklamalarına rastlanmaktadır. Buna bağlı olarak bu kavram tanımlanabilir fakat kesin bir biçimde sınırlanmayan bir referans alanına sahip bir terim görünümündedir. Burada bu kavramı açıklamak yerinde olacaktır:

 

Fundamentalizm kavramı köken olarak hıristiyandır. XIX. yüzyılda Amerika’da gelişen bin yıl inancının yaygınlaşmasının bir ürünü ve XX. yüzyılda ABD’deki Protestan hareketlerinin yeni bir biçimi olarak ortaya çıkan ve, temellere dönüş çağrısını seslendiren bir hareket şeklinde ifade edilmektedir.

 

Kavram yaklaşık 30 yıldan beri, İran İslam Devrimi’nin de  etkisiyle, İslamiyet içindeki selefi düşünceye sahip eğilimleri nitelemek üzere kullanılmaktadır. Batılılaşma, modernleşme ve birleşme olgularına karşı çıkan İslami fundamentalizm İslam dinini yabancı kültürel unsurlarından ayırarak Hz. Muhammed döneminde uygulanan ilk şekline döndürme çabası içindedir.

 

İslamcılığın gelişim süreci içinde çok genel olarak “İhyacılık ve Modernizm” adı verilen iki farklı eğilimden de bahsedilmektedir. İhyacılık, yeniden diriltme, canlandırma anlamına gelen ve asli kaynaklara dönerek hem geleneğin hem de modern batı düşüncesinin İslam’a sonradan ilave ettiği unsurları temizlemeyi amaçlayan eğilimin adıdır. Modernizm ise, büyük ölçüde Batı’nın belirlediği modern düşünce açısından İslami değer ve ilkeleri ”yeniden” yorumlamak ve modern düşünce ve kurumlarla İslam’ı kaynaştırmak için girişilen çabaları ifade etmektedir.

İslamcılığın gelişim süreci içinde XX. yüzyılda yaşadığı değişimlerin, uluslar arası ilişkilerin, egemen güçlerin bölgesel politikalarının ekonomik ve siyasal alanda yaşanan değişimlerin etkisi altında gerçekleştiği görülmektedir.
İslam ülkelerinin Batı tarafından sömürgeleştirilmesinin yarattığı tepki ile sömürgecilik deneyimi yaşamış olan İslamcılar, Batı kökenli her türlü düşünce ve fikre kendini kapatarak, uzlaşmaz ve entegrist bir tutumu benimseyerek, gerek Batı’ya gerekse onun yerli işbirlikçisi olarak düşürdükleri ulusal siyasal iktidara karşı, radikal, devrimci ya da siyasal islam adı verilen olgunun teorisini yaptılar.

Radikal İslam

Biz bu çalışmamızda başlık olarak, 1930’lu ve 1940’lı yıllarda Arap dünyasında oluşmaya başlayan 1970’lerde etkili olan, özellikle İran Devrimi ile en önemli kazanımını gerçekleştiren, Türkiye’de ise daha çok Arap, Kuzey Afrika, İran ve Pakistanlı İslamcı düşünürlerin eserlerinin çevrilmesi ile yayılan İslamcı akım için, “Radikal İslam” ya da “İslami Radikalizm” kavramını tercih ettik.

Radikalizm, “kültür değişmelerine ve toplumun bünyesine ait sosyal hareketlerde kökten değişmelere yer veren doktrin veya tavır”  “mevcut toplumsal ve ekonomik düzenden ve statükodan hoşnut olmayan ve mümkün olan en kısa zamanda sert yöntemlerle değiştirilmesini savunma; köktencilik”   “bilimde, dinde, siyasette ya da herhangi bir alanda kökten yenilikler yapma”  şeklinde tanımlanmaktadır.

Gelenekle, kurumlaşmış ve yerleşik geçmişle olan tüm ilişkileri koparmak ve yeni sayfa açmak isteyen kişilere “radikal” denir. İlk defa İngiltere’de XVIII. yüzyılda dikkat çeken radikalizm, bilim din ve siyaset gibi alanlarda problemin çözümü için sosyal paradigmada köklü bir değişim, geniş çaplı yenilikler yapma eğilimini savunan teori ve hareketler şeklinde açıklanmaktadır. Parça parça değişimi ve iyileştirmeci, ıslahatçı eğilimleri reddeden bu anlayış, mevcut yapıyı tamamen ortadan kaldırarak yerine yenisini koymayı amaç edinen düşüncelerden oluşmaktadır.

Mevcut düzeni değiştirip yerine yenisini koymayı amaç edinen radikal dinî akımlara mensup olanlar, toplumsal problemlerin çözümünün dine daha sıkı bağlanmakla mümkün olacağını iddia etmektedirler . Buna bağlı olarak özellikle 1970’lı yıllardan sonra Batılılaşma, modernleşme ve laikleşmeye karşı çıkan ve sağlam, güvenilir ve bağlayıcı nitelikteki bilgilerin, İslam dininin kaynak kitaplarında mevcut olduğu için hakikatin, modern literatürde değil, bu kaynaklarda aranması gerektiğini savunan yaklaşıma da “İslam Radikalizmi” adı verilmektedir.
Sözlükler radikalizmle fundamentalizmin aynı başlık altında tanımlandığı dikkat çekmektedir. Radikal İslam için İslami Fundamentalizm tabiri de kullanılmaktadır.

Biz konumuzu ele alırken, Radikal İslamı da kapsayan, şemsiye kavram görünümünde olan ve İslam dininin belli siyasal ve ideolojik amaçla kullanmak suretiyle başta devlet olmak üzere toplum yapısında din temelli belli bir projeye yahut modele göre köklü bir değişimi gerçekleştirmeyi hedef edinmiş bulunan radikal, sosyo-politik, devrimci oluşum örgüt ve hareketlerin kastedildiği Siyasal İslam terimini de bazen kullanacağız.

Bu bağlamda, özellikle 1970’li yıllardan sonra Batılılaşma, modernleşme ve laikleşmeye karşı çıkan ve sağlam, güvenilir ve bağlayıcı nitelikteki bilgilerin, İslam’ın kaynak kitaplarında mevcut olduğu için hakikatin modern literatürde değil bu kaynaklarda aranması gerektiğini savunan Radikal İslamî hareketlerin tarihî arka planını irdelemeyi uygun buluyoruz.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: